Kadınların iç dünyası

Bilimin, teknolojinin ve kitle iletişimin yaygın olduğu bir dünyada yaşıyoruz ama kadının iç dünyasını keşfetmede bir arpa boyu yol alınamadığını da itiraf etmeliyiz. Günümüz dünyasında, hayatımızın daha pratiklileşeceğini, daha kolaylaşacağını düşünürken, her geçen gün problemler ve depresyonlarla boğuşuyoruz.Erkek, sorunları karşısında duygusunu dışa vurmaktan çekinmez. Herhangi bir olay karşısında masayı yumruklamak ya da birdenbire ıslık çalmak, avaz avaz bağırmak gibi davranışlarıyla kendini ortaya koyabiliyor. Duygusunu, ne kadar gizlemeye çalışsalar da kısa zamanda niyeti anlaşılabiliyor. Oysa “kadının bilinmezliği” farklı unsurları temsil etmektedir. Ne zaman, nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmez. Bir gün içinde tıpkı Karadeniz ikliminde olduğu gibi dört mevsimi bir arada yaşayabiliyor. Bir düşünürün dediği gibi; “Bir kadın evlendikten sonra doğu Karedeniz iklimi gibi oluyor. Evlendikten sonra, erkeğine bir günde dört mevsimi birden yaşatabilme özelliğini kazanıyor.”

Bu açıdan erkeklerin en fazla merak ettiği konuların başında “kadınların gizemli dünyası” geliyor. Onların gönüllerini yapmada, isteklerinin yerine getirmede uyguladıkları metotlar, ne kadar olumlu sonuçlar verse de kadının iç dünyasını anlamada çoğu zaman sorun yaşıyorlar. Nasıl ki, her ülkenin bir anayasası varsa, her insanın özellikle de kadının da bir anayasası vardır. Kadının anayasası yazılı olmayan anayasadır, her zaman eklemeler yapılabilir. Kadının özellikle evli kadının anayasasının değişmez maddelerinden biri de “kıskançlık” tır. Neyi, ne zaman kıskanacağı hiç belli değildir. Kadının artı ve eksileri bir labirent gibi devamlı birbirine karışır. İç dünyasında olan diğer bir özellik de, hemcinslerine karşı taşıdığı hoşnutsuzluk duygusudur. Kıyafette, zarafette birbirlerine karşı yaptığı nispetler, kıskançlıklar onların iç dünyalarında bir volkan gibi devamlı yanar durur

Kadının iç dünyasında ki sonsuz arzular, beklentiler ve istekler evrene sığmayacak kadar geniştir. Çünkü kadın tek zaman boyutunda yaşayamaz. Geçmiş ve geleceğe doğru bir zaman seyri içinde yaşar. Bu nedenle kadının davranışları geçmişini şimdiki durumunu ve gelecek hakkında plânlarını ve ümitlerini yansıtır. Kadın, olup biten, büyük küçük he

r şeyi görmek, bilmek ve yaşamak ister. Kadın sevmek ve sevilmek ister. Onun iç dünyasında sevginin yeri hiçbir zaman doldurulamaz. Sevgiyi verdikçe daha fazlasını ister. Sevgiye hiçbir zaman doymaz. Hisleri kuvvetlidir. Kendini seveni, en sıradan yapılan davranıştan bile hisseder. Sevildiğinden emin olduğunda ise, onun yolunda canını bile ortaya koyabilecek fedakârlığı göstermekten çekinmez.

Kadın daha çok “sorun odaklı,” erkek ise daha çok “çözüm odaklı” davranışlar sergiler. Sorun odaklı kadın, karşısındakini dinlerken, kendisinin de dinlenmesini ister Oysa çözüm odaklı erkek, dinleme yerine çözüm sunmayı ister Kadının sevgi dilini, beğeni ve beklentilerini erkek bilirse onu doğru tanımış; bu bilgilere uygun davranışları gösterirse de, doğru davranmış olur. Bu bağlamda kadını anlamak ne kadar zor olsa bile, artlarını ve eksilerini öğrenen azda olsa onları tanıyabilir ve anlayabilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*